2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olmaya hazırlandığı şu günlerde İstanbul daha da hareketleniyor, daha da canlanıyor... 2010 kapsamında hayata geçmeye başlayan pek çok projeyle İstanbul bir yandan binlerce yıllık tarihi mirasını elden geçirip, yenileniyor bir yandan da yepyeni kültür-sanat mekanları yaratıyor. Öte yandan da bu kentte yaşayıp da kültür ve sanattan uzak kalmış milyonlarca insanı özlemini çektiği etkinliklerle buluşturuyor. Dahası kendini anlatmak, tanıtmak ve böylece kendine ve bu kentte yaşayan herkese yepyeni kazanımlar sunmak üzere sahneye çıkıyor.
Bu projelerin bir bölümü İstanbul sınırlarında gerçekleşirken bir bölümü de kentin sınırlarını aşarak yurt dışındaki farklı şehirlere kadar genişliyor .
2009 yılı boyunca hızı giderek artacak olan bu çalışmalar 2010 Avrupa Kültür Başkenti yılında hayata geçecek pek çok projenin öncüsü durumda.
İstanbul 2010, Avrupa Kültür Başkentleri tarihçesinde sivil toplum öncülüğünde başlamış olan ilk ve tek projedir. İstanbul'un Avrupa Kültür Başkenti olma süreci, STK'ların başlattığı, daha sonra devlet ve yerel yönetimlerin katılımı ile hızlanan yeni bir yönetişim örneği oluşturmaktadır.
STK temsilcilerinden oluşan Girişim Grubu çalışmalarına 2000 yılında başladı. 2005'de Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın da desteklerini alarak Avrupa Birliği'ne Komisyonu'na başvuruldu. Jüri Mart 2007'de açıkladığı değerlendirmesinde İstanbul'u oybirliği ile 2010 Avrupa Kültür Başkenti olarak önerdi. Macaristan'dan Peç, Almanya'dan da Essen'i de bu ünvana layık buldu. Karar 13 Kasım 2007'de Brüksel'de toplanan AB Kültür Bakanları tarafından resmen onaylandı.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı
İstanbul 2010 çalışmaları da bu tarihten itibaren önemli bir hız kazandı. Girişim Grubunun hazırladığı bu projenin gerçekleştirilmesini sağlayacak organizasyon ve mali kaynakları yaratacak yasa taslağı Bakanlar Kurulu tarafından da benimsenerek TBMM'ye sevk edildi. 2 Kasım 2007 tarihli 5706 sayılı İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Hakkında Kanun ile İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı kuruldu. Ardından da Koordinasyon Kurulu, Danışma Kurulu ve Yürütme Kurulu gibi organlar ve bu çalışmayı yürütecek Genel Sekreterlik örgütü oluşturuldu.
Koordinasyon Kurulu Başkanlığını Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Danışma Kurulu Başkanlığını Hüsamettin Kavi, Yürütme Kurulu Başkanlığını Nuri M. Çolakoğlu, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Genel Sekreterliğini ise Eyüp Özgüç üstlendi.
Avrupa Kültür Başkenti çalışmaları, Kentsel Uygulamalar, Kültür - Sanat ve Turizm ve Tanıtım başlıkları altında üç ana eksende yürütülüyor.
Kentsel Uygulamalar
İstanbul, coğrafi konumu ve binlerce yıllık kültürel mirasıyla, dünya metropolleri arasında ayrıcalıklı bir konuma sahip. Birçok medeniyete ev sahipliği, Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorluklarına başkentlik yapmış bir kentin sahip olduğu kültürel miras, projeyi özellikle değerli kılıyor. İstanbulluların hayatlarını ve vizyonlarını zenginleştirecek bu kaynağın rehabilitasyon ve koruma odaklı yeni yaklaşımlarla dönüştürülerek hayata geçirilmesi, İstanbul'un en iddialı hedeflerinden biri. Bu hedefe ulaşma yolunda, koruma amaçlı projelerin araştırmaya dayalı, yaratıcı ve kamusal yaklaşımlarla şekillendirilmesi hayati önem taşıyor.
Kültür ve Sanat
Kültür ve sanatın bu metropolde yaşayan milyonlarca insanın, özellikle kültürel etkinliklere uzak kalmış semtlerde yaşayanların, günlük yaşamına girmesini sağlamak projenin en önemli amaçlarından biri. Kültür-sanat alanında çok çeşitli projelerin yanı sıra 2010'dan sonra da kalıcılığı olan, sürdürülebilir altyapısal iyileştirmeler yaratacak kurumsal girişimlere büyük önem veriliyor. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti çalışmalarının önemli hedefleriç
nden biri de tüm İstanbulluların etkinliklere ve bu projelere aktif katılımını sağlamak.
Turizm ve Tanıtım
İstanbul'un tarihi mirasının ve yaratıcı kültür kapasitesinin tanıtılması, turizm olanaklarının geliştirilmesi, kentsel altyapının iyileştirilmesi ve hizmet kalitesinin yükseltilmesi ile 2010 yılında İstanbul'a 10 milyonun üzerinde turist gelmesi ve 10 milyar $ üzerinde turizm geliri elde edilmesi hedeflenmekte. Kültürel deneyim yaşamak isteyen gezgin ve yüksek gelir gruplarının İstanbul'a yönlendirilmesi; halen 2,5 gün olan ziyaretçilerin kentteki ortalama kalış sürelerinin uzatılması ve kişi başı harcama rakamlarının yükseltilmesi sayesinde, kent ekonomisinin güçlendirilmesi, turizm ve tanıtım alanındaki önemli hedeflerin başında geliyor.

Dünyada çok kültürlülüğü tanımlayan dinamikler zaman içinde değişirken, İstanbul bu önemli özelliğini korumayı başardı.
Avrupa'da giderek artan sosyal ve ekonomik sorunlar nedeniyle gerilimler şiddetlenip, etnik ve dinsel ayrılıklar büyürken, İstanbul, geçmişiyle bu ortak sorunların nasıl aşılabileceği konusunda iyi bir örnek oluşturdu. Bu yüzden İstanbul, Avrupa'ya bu kavramı yeniden sunabilecek belki de tek şehir konumunda.
Bu kültürel kaynaşma, İstanbul 2010 AKB projesinin sloganında "Dört Elementin Şehri" olarak ifadesini buldu. 'Dört Element', Batı Anadolu'daki Miletos kentinde İÖ 6-7. yüzyıllarda yaşamış üç düşünür olan, Thales, Anaksimanderos ve Anaksimenes tarafından geliştirilmiş bir antik felsefe teorisi. Teori, evrendeki her varlığın toprak, hava, su ve ateşin çeşitli bileşimlerinden oluştuğunu savunuyor. Teoriye son şeklini veren Aristoteles'in Rönesans'a kadar, Batı'da Hristiyan, Doğu'da İslam bilim ve felsefesinin temelini oluşturması da evrensellik vurgusu taşıyor.
İstanbul'u çok iyi ifade eden bu düşünce, 2010 yılında İstanbul'da yapılacak etkinlik takvimine de uygulandı.
1 Ocak - 20 Mart arasındaki kış ayları boyunca yapılacak etkinliklere gelenekler, geleneksel sanatların dönüşümü damgasını vuracak, geçmişin tarihi mirasını yeni bir gözle değerlendirecek sanat olayları ağırlık taşıyacak ve 'Toprak' başlığı altında düzenlenecek.
21 Mart - 21 Haziran arasındaki bahar aylarını İstanbul'un göğe uzanan minareleri, çan kulelerinden hareketle göklere doğru uzanış, dolayısıyla da 'Hava' dönemi olarak alındı. Bu dönemde İstanbul'da gelişen ve yaşayan dinler arası diyalogun kültürel etkileşim üzerine etkinlikler düzenlenecek.
İstanbul, suyun, Boğaz ve Haliç'in böldüğü, suyun birleştirdiği, dış dünyalara çağlar boyu su üzerinden açılan bir kent. Bunun için 22 Haziran - 22 Eylül arası, 'Su' dönemi olarak kabul edildi. Bu dönemde program, suyun getirdiği kültürler, suyun yarattığı sanat üzerine yoğunlaşacak. Haliç kıyıları ve Boğaziçi, önemli etkinliklere sahne olacak.
Ateş evrende en güçlü değişim, dönüşüm aracı. Suyu buhara, kumu cama, ahşabı küle çeviren dönüştüren, yenileyen ateşin yarattığı çağdaşlık, 23 Eylül - 31 Aralık arasındaki 'Ateş' sonbahar dönemi etkinliklerinin ana teması olacak. Bu dönemde çağdaş sanatlar, sanatta yeni arayışlar öne çıkacak.
Daha fazla bilgi için: http://www.istanbul2010.org/
|